8 Aralık 2010 Çarşamba

eksileri artılayamamak...

Herkesin merak ettiği bir ülkede yaşıyorum.Küçük adamların arı gibi çalıştığı bir ülke...ben çok fazla birşey yazamıyorum.belki ifşa olma endişesi belki içimdekilere çok fazla odaklanmamdan kalemim kısırdöngü içerisinde...yurtdışına gitmek istedim.arınmak istedim kötü huylu hallerimden huzursuzluklarımdan terkedilmişliklerden...
ama pek beceremedim ben bu işi...kendi kendime gözlerim gördüğü için ellerim ayaklarım tuttuğu için ve hala nefes alabildiğim için ne kadar şanslısın kızım diyorum.telkinler kandırıkçı oyunlara başvuruyorum kendimce bana mısın demiyor.yemiyor yediremiyorum kendime...insanın kendisini mi kandırması zor yoksa başkasını mı?
çok kalabalık ve gürültülü bir ülkede çok yalnız ve sessiz kaldım.bazen benim için dayanılmaz bir kalabalığın içinde buluyorum kendimi.herzaman seyretmeyi sevdim ama asla içinde olmayı değil...
hiçbirzaman pozitif olmayı başaramadım.bu kadar negatiflik içinde nasıl başarabilirdim ki...eksileri artilayamadım.
her sayfamı açışımda birkaçtane blog yazısı okuyorum.normalde bu zamana kadar hiç yorum yazmadım bloglar hakkında kişiye özel bir yorumla kapatmıcam yazımı...
ama ne gariptirki burası bile reyting savaşına dönmüş...hiçbiryerde huzur yok...çıkarsız bir alan yok...

7 Aralık 2010 Salı

Burda Bir Kadın Var İçi Dapdaracık ! ! !

içimde boğucu kasvetli bir hava var.içim dapdaracık...kronıkleşen bir mutsuzluk var iliklerimde...bakışlarımdan kirpiklerime düşen siyah beyaz anlar heryerdeler...
çok mutsuzum bu nasıl anlatılırki ya da benim gibi umutsuz bir vakaya ne yapılabilir.mutlu olmak gibi bir gayem yok belki ama bu kadar da mutsuzluğun içinde arbedeye uğramak istemiyorum.benim elimde diyen ahmaklar benden uzak dursunlar.hayat boktan ınsanlar ise daha boktan...herkes hersey sadece bir an için yaşıyor.ne yaşarsak kar öyle ya...

28 Kasım 2010 Pazar

Boşluksal Geyiğim

yazı yazmak neden bir işkence haline geldi bilmiyorum.kendimi darmadağın ediyorum.öyle mutsuzum ki sanki bu benım doğal halim ben annemın rahmınden böyle fırlamısım gibi!zor sacma sapan işlerle uğrasmaktada üstüme yoktur.sankı ne varım ne yokum nerdeyım bilmiyorum.
cuma gecesınden beri bir arkadaşla ot hush kullanıyoruz.sardı cigaralıkları içtik.kafam hic bir mılyon olmadı aksine beni cin gibi yaptı.alkol su gibi sigarayı ekmek gibi yedim.
içimdekini sürekli öfke ve kinle beslemekten yoruldum.her dışarı çıktığımda hoşuma giden her erkekle yatmak istiyorum.ama olmuyor olmuyor lanet olsun orospu olmak istiyorum onu bile beceremiyorum gelemem yapamam deyip eve yollanıyorum.
deli gibi dans ediyorum içiyorum şimdi arada birde sanırım ot kullanıcam.ihtiyacım var sakinleşmeye...nasıl olcak bilmiyorum sürekli bir savaş halindeyim herseyle herkesle ve en cok onunla!
şu sıralar konuştuğum birden fazla erkek var hiçbiri sarmıyor.yetmiyorlar bana doyuramıyorlar içimdeki boşluğu!
hayatım şuan ayaküstü sevişmelerin verdiği dozajlarla devam ediyor.heryerim alev alev sanki bir yeri söndürsem diğer tarafım tutuşuyor.

14 Kasım 2010 Pazar

Tümden mi gitmek lazım herşeyden?

bir mesaj daha attım ona ve...
Ve Tanrım neden ya neden bu soru beynimi yiyor.ruhumu yavaş yavaş bir fanusa damıtıyor.hiçir parçam bir parçama değmiyor.hissiyatsız bir halde sağa sola deli gibi çarpıp dururken kanayan yerlerimi öylece izliyorum.
neden kurutulamıyorum caba göstermiyor muyum?onun bana giydirdiklerinden soyunup cırılcıplak bırakmadım mı kendımı???
her gün bu gercekliği kabul etmeye çalışmak ;
seni, tanımadığım yüzlere anlatmak kendimi senin nasıl bir serefsız bir adam oldugunu başka agızlardan dolaylı bir sekılde ikna ettirmeye çalışmak!
Sogumuyorum yorulmuyorum bu cehhenemde yanmaktan sanki...müstahak mıyım ben buna kimbilir belkide?ben herseyden vazgecerken senin için,sen birşeyden bile vazgeçmeyi bırak benden vazgecip gittin.
ben herseyle senin için savaşırken sen sadece savaş naraları atıyormuşsun.tek başına çarpışan ve durmadan sana yenilen ahmak ben!
yazmak istemiyorum işte istemiyorum hiç bir bok yapmayı! dokunamıyorum hala kendime bütün kelimelerim agzımdan yalpalayarak çıkıyor.içinde birsey öldürmeye calısırken ınsan aslında hep kendıne dair bütün güzellikleride öldürüyor.bir bir asıyorum şimdi herseyi ipini çekmeye gücüm yok ama kendi ipimi çekebiliyorum tümden mi gitmek lazım herseyden?
buralarada zaten hiç alışamadım hiçbirseye alışmak ıstemıyorum sanki inatla teslim etmiyorum bu sehre kendimi... çok üşüyorum ısınamıyorum içimde hep bir lodos var. biri beni alsın iyileştirsin istiyorum.bu koma halinden çıkmak gözlerimi actıgımda daha önce görmedigim bir göze bakabilmek ve yeniden ısınabilmek bu buz kütlesinden çözülmek istiyorum.

http://fizy.com/#s/1ls3lk


So maybe Im a masochist
I try to run but I dont wanna ever
Til the walls are goin up
In smoke with all our memories ...


24 Ekim 2010 Pazar

Hayatın geri vitesinde takılı kaldık!

bi yerden bi yere taşınmak hele birde benım gibi eşyaları cok olan bır hatunsanız kıyafetlerım artık eziyet halıne geldi.ordan oraya taşın dur onlarla!oyüzden onları üstüme yük etmedim kargoya verdim sevgili 60 kilomu,kargo çinde çok ucuz ucakta yanıma alsam daha pahalıya mal olucak ayrıca hamallığından da kurtulmuş oldum.
uzun zamandır internetim yoktu.kendilerini çok özlemişim.buraya ne yazdıgım bellı olmayan mekanımı da özlemişim.
artık benım de bir evim var ilk defa evde kalıyorum öğrencilik hayatımda hep yurtta kaldım oda arkdasları falan tanısma faslı cogu zaman benım için eziyet halıne geliyordu.
şimdi evimi bir çinli ile paylaşıyorum.şirin akıllı bır hatun!
neyse bana gelelim okulum eskı okulumdan iyi degil pek sevmedim sınıf arkadaşlarımıda tanımıyorum.bende yaklaşmıyorum zaten kimseye...
iki haftadır içmiyordum ama dün yine ne bulduysam içtim midem iflas etmiş bir durumda...içkileri karıştırmak bana hiç iyi gelmiyor ama işte bile bile bazen aptallıgı tutar ya ınsanın gözünü kapatır bende o hesap işte!taksiyi dakkada bir durudurp kusucam agbi dur edasıyla faciaya döndü.
dün çok içmek istedim şuursuzca o hayatımı felc eden benı kangren eden varlık benım bir arkadaşımı aramış.kendimi nasıl bir arabesk duruma sokup içler acınası bir ruh halıne girdiğimi nasıl anlatılır ki....kadir amca ile türkan teyzemizin filmlerini gectı benım bu adamla olan ilişkim...neyse ekim ayının ortaları bunun dogum günüydü biz nekadar kötü olursak olalım ben hep dogum gününde ona mesaj atmışımdır.ama bu sefer bende öyle birsey oluşturduki öldüresim var onu !bana acı cektirdigi her bir gün için ona bir bıçak darbesi ile karsılık vermek ıstıyorum ama öldürücü darbeler degil kendi kanında boguldugunu izlemek istıyorum aynı benım gibi...
yani durumum iyi değil sanırım bana sacma salak mesajlar atıyor.derdi ne anlamıyorum ki ne ondan gitmeme izin veriyor ne de ona gelmeme...öldür beni daha iyi ya resmen ip atlıyorum durmadan hayatımın vitesini onun yüzünden geriye atmaktan sacma sapan bir ruh hali edindim.bır rahat ver huzur ver dimi bak seni arıyor muyum soruyor muyum kırdım dizimi götümün üstünde başka adamlarla kırıştırıyorum.
ben bu duruma nasıl geldim anlamıyorum.ağlama duvarı gibi hissediyorum kendimi ...keşke bok gibi olsam en azından biri sifonu ceker temizlenirdi ortalık.ama ben ne haldeyim bilmiyorum.ne yapmak istedigimi hiçbirsey bilmiyorum.sadece hersey midemi bulandırıyor herkesin agzına kusasım var...

http://fizy.com/#s/1lut3n

6 Ekim 2010 Çarşamba

Kaçak bir ben!

bazen içim dışımda kol gezerken boylu boyunca onu izlerim.tanımak için zorlarım hafızamı sanki daha önce karşılaşmışız ve bir selam verip geçiştirmişiz birbirimizi...

gözlerimin kapalı aralığından sızan bir ışık gibiydi diğer yanım ama ben ısrarla gözümü kapatıp yürümeye devam ediyorum.


öyle yabancı eda ile gülümseyip uzaklaşıyoruz yine birbimizden!

5 Ekim 2010 Salı

Acımsıtrak...

   ne zaman canım çok yansa dizlerimi karnıma çekip derin derin içime giren acıyı  vermeye çalışırım.çocukluğumu hayal etmeye başlarken birden irkilip en az şimdi olduğum kadar hırçın ve şikayetçi bir sübyan olduğumu ve katlanarak büyüyen dikliğimin keskinliğinde bileylenir dururum.
sonra anımsadığım bir şey daha vardı.annemin bana hep o çok istediğim sindy bebeklerden almayışına içerlenip suratımın ekşiyen yerlerinin büzüşmesini izlerken aynada, şuan bile hala eksikliğini hissetirecek kadar büyüyemediğimin farkına varıp hergün biraz daha çoğalmaktan hiçliğe soyunurum.
hissiyatsızlığımın en üst katından bir bir atarım aklımdan geçenleri...ama bir tanesi... her onu aşağı atmaya çalıştığımda asılı kalır yıllanmış düşüncelerimin arasında!canımın kırıkları batarken canıma, acımsıtrak tad hala bünyemde...