30 Ağustos 2010 Pazartesi

bu rüzgar çok sertti...ve esti geçiyor!

yazmak istemedim kendimi hazır hissetmiyordum.her konuşmanın sonunda onunla bitirdiğim sus pus kelimelerim vardi dilimin ucunda...şu sıralar garıp şeyler oluyor anlamlandıramıyorum ama korkuyorum sadece tutunup asıldıgım birşeyler oldu sanki...
kendimi istanbul dısına bir sahil kentine attım.
bır yerden iş teklıfı geldi
Çin de ki okulumu değiştiriyorum
Çin li bir firmada parttime işe başlıcam
başlangıc yaptım herseye! arınmaya calısıyorum üzerimdeki bu acınası hallerımden ,acizliğimden ...
kendimi nasıl da kaybetmişim nasıl da değersizleştirmişim varlığımı onun ellerinde un ufak olmama izin vermişim.gözlerimden gitmiyor beni öylece bırakıp gitmesi bizi ezip geçmesi...
bak işte dönüp dolaşıp ona geldim neden yazayım ki ya da neden konusayım?
tanımadıgım yüzlerde farklı kelımeler arıyorum şimdi...nekadar az dile getirirsem okadar cabuk küflenip yok olur bu yaşanmışlık!

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Sırtıbıçakta bir bitiş daha senden!

beş yılı arkasını dönüp öylece beni bırakıp gitti.dün taksimlerde zırlaya zırlaya yürüdüm.yalvardım,ezildim,kıvrandım.nasıl bir ızdıraptır nasıl bir güc benı ayakta tutacak.yazılcak çok sey var ama elim varmıyor ki...içimin yavaş yavaş öldüğünü hissediyorum.kendimden bu içimdeki kabir azabından kurtulmak istiyorum.beddualrı sıralayıp diz cöksün istiyorum.bir adam yüzünden ülkeyi terk ettim şimdi onu görmek ıcın geri geldiğimde bızım adımıza alınan kararla idam sephasında sallandığımızı görüyorum.

 ben iyi bir adam degilim benden uzak dur !

ben senin iyi bir adam olmadıgını zaten biliyordum.ben mükemmel bir ilişkı istemedim.bütün dünya ona karşı olsa ben yine onunlaydım herseyımle...o ise herzamanki gibi sırtıbıçakta bir gidişle kanrevan ıcınde beni kanamalı bir sekılde bırakıp gitti.yavaş yavaş ölüyorum sanki...
ben onunla beraber bir masala inandım ama masalların sonu hep güzel biterdi di mi?ben onunla büyüdüm büyürken sabretmeyi sevmeyi öğrendim.ayrılıgın sevdaya da dahil oldugunu...

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Tek güzel olan şey...

Türkiye ye
                   
                 geliyorum...

27 Temmuz 2010 Salı

Taşralı kız güle güle...


doğudan batıya ne umutlarla gelen bır genc kız tanıdım.ailesinin bütün erkekleri okumuş ama kadınları hiçe sayılmış! kişiliği paramparca edilmiş ,ne olduğunu bilmeyen, paydası eksik sevgi yoksunluğunda kaybolmuş taşralı kız...ailesi bir gün onu evlendirmek istemiş ve o istanbul a kaçmıştı.vücut dilinden başka bir dil bilmeyen bir kadındı o...
bazı ınsanlar sanırım hayata hep bır sıfır yenık baslıyor ne yaparsan yap o yenılgı her defasında fazlasıyla yüzüne tekrar tekrar tokat gıbı çarpıyor.

bir temmuz gecesi altıncı kattan insanlara gülümseyerek aşağıya bıraktı o kendini ...o gülerken sesinin tınısı hala kulaklarımda...

şimdi boğazım düğüm düğüm...
çocukluğunu bilmeden kadın oldu
kadınlığını bilmeden toprak oldu...

http://fizy.com/s/1agr7t#s/1ahsdj

25 Temmuz 2010 Pazar

Kırıntı...


gözlerimi deviriyorum

uzanıyorum yatağıma

odamdakı gökyüzüne bakıyorum

burnumda nar çiceği kokusu

ve ayaklarımda rengi

yol boyu uzanan kurumuş sarı yapraklar

hışırtıları yürüken umut bağlar sol tarafıma akar sessizce

ve hissetmeye başlarım

yine yeniden kanayan yerlerimi...

23 Temmuz 2010 Cuma

Eskime uğramak

daha çocukluktan çıkmamış ama çocukluğumunda artık bacak aramdan akan kan damlalarından sonra cok geride bıraktığımı anlamıştım.o günü hiç sevmemiştim vücudumun yavaş yavaş tüylenmesini her ay sancılı gecen fiziksel ve ruhsal sanrılar seklinde dengesizlik günlerime başlamıştım.

ortaokul yeni bitmiş yeni ev almışız yine aynı semtte artık kendime ait cok güzel bir odam vardı liseye kaydım yapılmış ve herseye yeni ve yenıden başlamak bu olsa gerek diye düşünüyordum.
okul bütün gündü ve uzak olduğu için eve akşam üzerine doğru gelıyordum.eve her geldiğimde annemi yatar ve sürekli ağlar bir vaziyette buluyordum.yemek yemiyor ve sürekli kusuyordu.babamla da aralarındaki sorunu anlayamıyordum cünkü kendim öyle garıp bir dönemdeydım ki cocukluktan cıkmak ıstemeyen ama bıran önce büyümek için zamanın ipini hızla ceken garip bir dönem kaos gibi...çok hırcındım içimde garip bir öfke oluşmaya asabileşmeye başlamıştım.

babamın sürekli eve gec gelmeleri evde oldugu zamanda sürekli içmesi ... günler böyle devam ediyordu.eve geldiğimde cogu zaman yiyecek bırsey olmazdı ben ne bılıyorsam onu yapıp ya da kahvaltılık ne varsa onu zıkkımlanıyordum.o sıra kucuk kardesım de bırıncı sınıfa başlamış ve sıkıntılı bir sürec de onun ıcın başlamıstı.
okudugunu yazamıyordu ve süreklı annem sınır krızlerıne girip onu hırpalıyordu ben öğretmeye calısıyordum a b c diye devam eden harfleri bir araya getirip toplaması için...

ve bir gün yine okuldan geliyorum babam araba ile önümden gecip durdugunda annemin de arabada oldugunu gördüm.rengi soluktu ruhlar alemin prensesi gibi buz gibi donuk ifadesiyle sadece bana bakıyordu.babam ev anahtarını bana uzatırken annemin iki bileğide sarılıydı.anlamak istemedim neden ve niçin yapmak istediğini hayattan vazgecmek ıcın haklı sebeplerını kimin neye sebep oldugunu bilmek dinlemek anlamak istemiyordum.bunlarla basedebilecek kadar güclü degildim.kafamı kuma sokup bir daha hiç çıkarmak istemedim.nefesim kesilinceye kadar koşmak istedim.
bir daha hiçbirimiz için hiçbirşey eskisi gibi olmadı.çok zor günler bizi bekliyordu.herbirimizin bacağına zincirler dolaşmış ve biz hiçbirseyden kaçamadık hepimiz o geminin içinde vurgun yedik.çırpındıkça hepimiz daha çok derine battık.

omzumun sağ tarafındaki meleğin kanatları kırılmış ve benimde kollarım...

ölümden sonra hayat var gördüm
kaç kere öldüm
kalbinimi kırmış kim kırmış
ne yapmışssa
unut...

http://fizy.com/#s/1agr7t

21 Temmuz 2010 Çarşamba